Ahmet Sarı
Recep Çınar
01.08.2012 – Merhaba Gazetesi – İlgili web sayfasına ulaşmak için tıklayınız.
Ölüm…
Ne şah tanıyor ne padişah…
Ne anne, ne baba…
Ne yaşlı, ne genç…
Ne hasta, ne yasta
Herkesi aynı iştahla yutmaya devam ediyor…
Sevdiklerimiz ya da sevmediklerimiz bir vesileyle ebediyete göç ediyorlar…
Bazı ölümler ise yürek yakıyor…
Aynen Ahmet Sarı’da olduğu gibi…
Haber ajanslara düşmeden, gecenin bir yarısında acı acı çalan telefonun “yes” tuşuna istemeye istemeye bastım…
Yarım ağızla “alo” dedikten sonra, karşıdakinin “başımız sağolsun, Ahmet Sarı’yı kaybettik” gibi bir cümle kurmasıyla birlikte gözlerim dana gözü gibi oldu…
“Ahmet Sarı” deyince telefondaki ses, TSYD üyemiz, gazeteci ağabeyimiz Ahmet Sarı’yı zannettim önce, sonra konuşmasına devam edince anladım ki, dünya’nın en beyefendi, en tatlı, en sporcu adamı, antrenör Ahmet Sarı’dan bahsettiğini…
Konya’da çok tanıyanı yoktur, ama tekvandocular bilirler Ahmet Sarı’yı…
Dedim ya, dünya’nın en tatlı, sohbetihoş adamlarından birisiydi Ahmet Hoca…
İstanbul’da “it”in, pardon “it oğlu it”in biri, bir hiç uğruna katletmiş Ahmet Sarı ve yardımcısı Emre Kaygusuz’u…
Ahmet Sarı karşısındaki insana, diklenmeyen, ama dik durmasını bilen bir adamdı…
Belli ki diklenmemiş, ama dik duruşunun kurbanı olmuş…
Diklenmiş olsaydı, bugün aramızda olurdu…
Ona kurşun sıkan, onu canice katleden o “it oğlu it” de kahrolmuştur nasıl bir insana kıydığı için…
Ahmet Hoca ile iki ay önce İngiltere’deki Avrupa şampiyonasında beraberdik…
Madalya maçlarında yerinde duramaz bir adamdı…
Hoş bir adamdı Ahmet Sarı…
Çok erken gitti…
Tekvando’ya çokşey vereceği olmasına rağmen…
“Şerefsiz”in biri Binnur ile Emre’yi yetim bıraktı…
Tabi ki Gamze hanımı da Ahmet Hoca’sız…
Ne diyebilirim ki, başsağlığı ve rahmet dilemekten başka…





